Kolombiya

Onsoz

Yaklasik 1 sene once gittigim Kolombiya’yi simdi yazmamin nedeni, daha once de yazdigim Mauritius’da yasadigim bir is kazasi (zor sartlar altinda calistigimi belirtmistim) sonucunda denize atlarken ayfonumu cebimde unutup, Hint Okyanusu’nun serin sularina karisan fotograflardir. O kadar uzuldum ki, motivasyonum dustu, hevesim kacti. Bilal diye evladim olsa ancak bu kadar hayattan sogurdum. Neyse facebook’dan kurtardigim 3-5 fotograf ve Bugra’nin kamerasindan cekilenlerle idare edeceksiniz artik napalim.

Cikartilan Ders : Tatilden doner donmez, ilk is fotograflari guvenli bir yere atin, saklayin, heder etmeyin su kardesiniz gibi.

Olaylar buradan baslar ;

BOGOTA

Gecen sene subat ayindan itibaren planlamaya baslamistik yaz tatilini. 4 erkek Karadeniz tatili icin Ukrayna’ya gitmeye karar vermistik. Her zaman gitmek istedigimiz Karadeniz tatiline karsi taraftan baslamayi uygun gormustuk. Odessa taraflari olsun, Kiev’in mimarisi olsun hep gorup, tecrube etmek istedigimiz yerlerdi. Asil soru orada da daglar kiyiya paralel miydi? Hayir, atiyorum kiz arkadasin sorsa nereye diye, Karadeniz tatili desen yalanci cikmazsin yani.

Tabii subat ayindan yaz donemine gelene kadar ki sure icerisinde arkadaslardan biri evlenmeye (tobeler olsun:), digeri de yillik izinini ayarlayamayinca Omer Bugra’yla basbasa kaldik. Tonla zamanimiz varken, yayip hicbir sey dusunmeden gecen gunlerin ardindan baktik ki tatil zamani geliyor. Artik karar vermemiz lazimdi. Onumuze koyduk secenekleri. Peru, Kolombiya, Kambocya.

Peru’yu gormek istememizin sebebi Machu Picchu’ydu. Yapilacaklar listesinin basinda yer aliyordu bu yolculuk. Ama henuz emin degildik, olamadik. Kambocya ise cok para harcamayalim ama tatilden geri kalmayalim alternatifimizdi. Yine Guney Amerika sevgimiz agir basacak ve gormek istedigimiz bir baska guzellik Kambocya’yi onumuzdeki zamanlara birakacaktik. Kolombiya’da ise Bugra’nin 7 sene onceden New York’da tanistigi, Medellin’de yasayan Kolombiyali bir arakadasi vardi. Uzun zamandir davet ediyordu Bugra’yi, bende arkadas kontejyanindan yanci olarak dahil olacaktim programa. Kendi evlerinde kalabilecegimizi, bizi gezdirebilecegini soyluyordu bu Kolombiyali. “Lan oglum, bizi oyuna getirip bobrekleri almasin, 10 gr haroyin icin?” dedim Bugra’ya. Iyi cocuktur yapmaz” dedi. Bende Bugra’ya guvenip sen iyi diyosan iyidir diyip, “Hadi biletleri alalim o zaman” dedim.

On yarginin ne kadar boktan birsey oldugunu, Juan ve ailesini tanidiktan sonra cok daha iyi anlayacaktim. Baktigin zaman en misafirperver ulke bizdik degil mi, ne buyuk yalan.

Ertesi gun en yakin kitapciya kosup kutsal kitap lonely planet’i edindim. Kuba’da yaptigim hatayi bir kere daha tekrarlamaya niyetim yoktu. Gitmeyi planladigimiz yerleri okuyup, renkli kalemlerle altini cizmeye baslamistim bile. Yol uzundu, heyecan ise bol miktardaydi.

IMG_0218

Bazilari icin ise yaptigimiz tamamen cilginlikti. Bizimkilerle telefondan konusunca ses tonlarindan endise ettiklerini anlamak cok zor degildi. Boru degil Kolombiya, seyahat edilecek en guvensiz ulkeler listesine ilk 10’a zorlanmadan girerdi. Ne yalan soyleyeyim cocugum Kolombiya’ ya gidecegini soylese nasil bir tepki verirdim tam kestiremiyorum suanda.

12 gun izinliydik. Nasil etsek en kisa yoldan gideriz diye aktarmalari hesaplarken, hic hesaplamadigimiz bir gercekle yuzlestik. Gidilecek yolu kisaltacak, kolaylastiracak Avrupa aktarmali ucuslarin hepsi doluydu. En uygun rota Dubai – Sao Paulo – Bogota’ydi. Emirates’le Dubai – Sao Paulo, sonrasinda Avianca’yla Sao Paulo – Bogota ucuslarini yapacaktik ucuz biletlerimizle. Bogota’dan 45 dakikalik Medellin yolculugunu da sayarsak, butun yolculuga yaklasik 700 TL kadar bir rakam odedik. Suanda Istanbul – Bogota 3500 TL civarindayken fena rakam degildi nitekim.

Ilk defa yolcu olarak bu kadar uzun bir ucus gerceklestirecektim. Dile kolay Dubai’den Sao Paulo’ya 14 saat surecekti ucus suresi. Oncesi de vardi. Butun gece calisip Durban’dan 7 bucuk saatlik ucusla sabah 6’da Dubai’ye inmistim. Alanda ustumu degistirip, beni almaya gelen Bugra’yla bulustum ve tekrar havaalanina gidip ucagimizi beklemeye basladik.

IMG_0219

IMG_0220

12656 km ucacaktik. Biseyler atistirip ucaga geldik ki, biraz uyuyup kendimize gelelim. Oturdugum koltuk basli basina acikli bir hikaye. Uclu koltugun ortasindayim, ekonominin ilk koltugu, hani o perdenin kapandigi yer, yan tarafta ise mini mini bebeler. Yanimda Bugra (masallah irice bir arkadasimiz), diger yanda baska bir eleman. Ortada 14 saatlik yolculugu cekecek olan ben. Yolculuk o kadar uzun surdu ki, sarhos oldum, ayildim. Basim agridi, duzeldim. Tekrar sarhos oldum, ayilir gibi oldum. 4 tane film seyrettim, butun kabin ekibiyle tanisip muhabbet ettik. Solumdakinin dirsegini 5 kere ittirdim sonra iniste kanka olup telefonlari bile degistik. Calisirken de cok uzun olmasina ragmen yine de pek farketmiyorsun zamanin nasil gectigini Amerika ucuslarinda fakat yolcu olarak hakkatten cekilir dert degilmis, bunu net bir sekilde anladik.

En sonunda kaptanin anonsundan sonra, uzun bir gunun ardindan Sao Paulo Guarulhos Uluslararasi Havaalani’na indik. Yerel saat 16:30 civarindaydi. Buradan Bogota’ya kalkacak ucagimizin yolculari ucaga kabul etmesine 8 saat gibi bir zaman vardi. Biseyler yiyip, kestirip, dus almak icin kendimizi en yakin loungea ativerdik. Kendimize geldikten sonra yolculugun ikinci bolumu icin sarj (sarz degil) olmus, yolumuza koyulmustuk.

IMG_0221

Avianca’nin cillop gibi Airbus 330-200 ucagina kendimizi zor zar attik. Biletler ucuz olunca ucaga alinacak en son sey sen oluyorsun haliyle. 6,5 saatlik bol sallanmali bir ucustan sonra Bogota’nin El Dorada Havaalani’na iniyoruz. Kolombiya deyince insan boyle derme catma, ormanin icinde bir havaalani bekliyor. Fakat karsilastigimiz havaalani hala yepyeni kokuyor, inanilmaz duzenli ve malasef bizim Ataturk Havaalani’ni en az 5’e katlardi.

Pasaport polisine gelince guleryuzle beraber kocaman bir merhaba diyor.  Ve ardindan da “Bienvenidos a Colombia.”

Colombia

Is icabi surekli luks, ruhsuz, dunyanin heryerinde ayni olan oteller yerine lonely planet’in tavsiye ettigi Musicology Hostel’e gitmeye karar verdik. Cat pat ispanyolcamizla gidecegimiz yeri tarif ediyoruz taksiciye. Sabahin erken saatlerinde vardigimiz icin, sehir hala uyuyor. Hic gormedigimiz yollardan, sokaklardan geciyoruz. 20 dakikalik kisa yolculugumuz ardindan, renkli duvarlari, arnavut kaldirimli sokagiyla, sari-lacivert renkli hostelimize ulasiyoruz.

IMG_0225

Resepsiyonda duran hatun guzel gulusuyle bizi buyur etti. Negzel, kedi gibi kiz dedim. Sonra ispanyolca aksaniyla ingilizce konusmaya baslayinca icimden bir ciglik kopariverdim. (bkz. icimden kopan ciglik http://www.youtube.com/watch?v=ekRViNejgTc)  Odamiz 4 kisilikti. 2 adet 2 kisilik ranza vardi. Bugra altta yatacagini soyleyince, bende ust kata tirmandim bir kogus agasi edasiyla. Bir tek sazim ve duvarda kilim eksikti.

IMG_0227  IMG_0226

Dus ve tuvalet ortakti, disaridaydi. Carsaflar degismisti ama o yastiga kafayi koyarken insan biraz killaniyordu. Acaba yandaki ranzaya kim gelir diye dusunurken, Japon delikanli geliverdi. Gonul istiyorki iki tane Amerikali kani kaynayan hatun gelsin -nihayetinde unisex odalar- lakin boyle seyler sadece filmlerde oluyordu.

IMG_0228  IMG_0229

Kolombiya’ ya gelirken onceden bildigimiz nadir bilgilerden biriydi hatunlarin guzelligi ve bu gercekle karsilasmak icin cok fazla beklemenize gerek yoktu. Diger bildigimiz sey ise, ismi ulkesinden daha unlu, zamaninda cogu insanin korkulu ruyasi, kimilerine gore fakirlerin babasi, kimine gore acimasiz bir katil olan Pablo Escobar Gaviria. 

pablo-escobar_5Medellin kartelinin patronuymus zamaninda. Dunya kokain ticaretinin %80’ini elinde tutan, Forbes’e gore (1989) dunyanin 7. en zengini. Ailesine de bir o kadar bagliymis Escobar.

Kendisi hakkinda bircok efsane yazilip cizilmektedir. Lakin en sevdigim ise, 94 dunya kupasina katilacak Kolombiya milli takimini herkeslerden gizlice, Medellin’de ki kendine ozel hazirlanmis hapishanesine getirtip (la catedral) cift kale mac yapmislardir. Akrep vurusuyla unlu cilgin Rene Higuita kendisini hapishanede sik sik ziyaret edenlerdenmis. National Geographic’in yaptigi belgeselde yakalanmasi 47 dakikalik bir belgeselle anlatilmistir. Yakalanmasinin en buyuk nedeni ogluyla olan son telefon konusmasidir. Yine her seyin altindan cikan ABD’nin ise yardimi cok buyuk olmustur oldurulmesinde.

Bir ulkeye gitmeden yapilacak arastirmalarda lonely planet en guvendigim kaynak. Gideceginiz yere varmadan kafanizda birseyleri canlandirmaniza yardimci oluyor. Kalacak yerleri buradan kolaylikla bulabiliyorsunuz.

Kolombiya’nin para birimi peso. 1 TL yaklasik 900 peso ediyor. Turk vatandaslarindan ise 90 gune kadar vize istenmiyor. En gidilmeyecek zaman ise ekim ve kasim aylari. Cogunlukla yagmurlu oluyor. Yine gitmeyi planlayanlar icin yararli olabilecek siteler ; http://www.lonelyplanet.com/Colombia http://www.colombia.travel http://www.colombiareports.com

Eger gidis tarihinizi agustos ayina denk getirebilirseniz Feria de las Flores‘i (cicek festivali) mutlaka gorun. Biz tam bittigi gun gelmistik ve cok uzulmustuk.

Daha fazla zaman kaybetmeden kendimizi Bogota sokaklarina attik. Gitmememiz gereken yerler icin resepsiyondaki hatun bizi uyariyordu haritayi verirken. Genel itibariyle guvenliydi fakat yine de sansinizi zorlamak akillica degildi. Ilk duragimiz soyle Bogota’ya tepeden bakabilecegimiz Cerro de Monserrate. 3152 metre yukseklikteki kiliseye varmak icin iki seceneginiz var. Birincisi 1500 merdiven tirmanman ki yaklasik 1 saati geciyormus. Ikinci secenek ise bizim yaptigimiz gibi teleferikle cikmak. O kadar uzun yoldan gelip, uykusuz bir sekilde merdivenleri denesek kesin yari yolda kalirdik.

Pazar gunu, tam bir curcuna. Teleferige binmek icin uzunca bir kuyrukta beklememiz gerekiyordu. Kolombiyali olmadiklarini anladimiz iki hatun da tam bizim onumuzdeydi. Bugra’nin laf atmasiyla tanisip Bogota’da gunun geri kalanini onlarla beraber gecirdik. Maria ve Leonie. 23 yasindaki Alman kizlar Munih’den kalkip Bogota’ya gelmisler, Kolombiyali miniklere Almanca ogretmek icin. Tabii onlarda Ispanyolca ogreniyorlar firsat bu firsat. Cesaretlerine hayran kaldim.

Sahsen benim kizim “Baba ben Kolombiya’ya gidiyorum, bebelere Turkce ogreticem.” dese attan dusmuse donerim. Gerekirse yoluna tas koyar, giderken celme takarim.

IMG_2652

IMG_3191

IMG_2678

Kilisenin etrafini gezdikten sonra, sehre inip yuruyelim dedik. Teleferik sirasini beklerken uzun uzun muhabbet ettik. Pazar gunu oldugu icin sehir icindeki bazi yollar trafige kapaliydi. Havanin da guzel olmasini firsat bilen halk kendini sokaga atmis, gunun keyfini cikariyordu. Yorulunca biyerlerde oturuyor, sonra tekrar yolumuza devam ediyorduk. Maria ve Leonie’de yeni gelmislerdi Kolombiya’ya. Onlarda ilk defa bizimle beraber geziyorlardi. Santa Clara Muzesi’ne gitmek istiyorduk, fakat yolu bir turlu bulamadik. Ingilizce pek de gecerli bir dil olmadigi icin Guney Amerika’da Maria ve Leonie cat pat ispanyolcalariyla yolu bulmamiza yardimci oluyorlardi. Kendileriyle konusan kizlari kiramayan Kolombiya askerleri yardimci olmak icin her seyi yapiyorlardi.

IMG_2696

IMG_2687

IMG_2688

IMG_2690

Butun gun gezip yorgun dustukten sonra, iki bira icip kendimize gelelim dedik. Sonucta kizlar yari evsahibi sayilirdi. Bizi guzel bi yere goturduler. Biralar icildi, muhabbet muhabbeti acti. Bu arada karnimiz da acikmisti. Kolombiya’ya gelmeden once yaptigim arastirmalarda buldugum Andres Carne de Res‘e gitmeye karar verdik. Biraz turistlik bir mekan olsada dekorasyonu beni cok etkilemisti. Keske fotograflari sizlere de gosterebilseydim.

Uyumadan gecen 30 saatin ardindan icilen saraplardan sonra artik her an bayilabilirdik. Kizlarla vedalasip hostelimize taksiyle donduk. Ilerleyen zamanlarda Munih’te gorusmek uzere de sozlestik. Boylece Kolombiya’da yolda taksiye binerseniz sizi kacirirlar, tecavuz ederler, bobreginizi sokup alirlar tezini curutmus olduk. Belki de sadece sansliydik. Hostele gelince ranzama cikip bayildim.

Ertesi sabah uyanip hemen plan yaptik. Bogota’da daha fazla zaman kaybetmeden Medellin’e gidecektik. Hemen sirt cantalarimizi toparlayip yola koyulduk. 45 dakikalik bir yolculuk bizi bekliyordu, Bugra’da Juan’la konusmustu. Biz geldigimiz zaman Juan havaalaninda coktan hazir olacakti.

Bogota’da duvarlari susleyen graffitilere ayri bir parantez acmak gerekir. Hepsi birer sanat eseriydi. Yine keske diger fotograflarda olsaydi ama elimde tek kalan bu.

IMG_3205

Havaalanina geldikten sonra artik bizim icin olagan olan acaba ucaga binebilecek miyiz sorusu kafalarimizda gezinmeye baslamisti. Neyse ki bu yolculukta sansimiz hep yanindaydi ve gittigimiz bir ucustan geri donmemistik. Biletlerimi alip Avianca’nin AV8426 numarali ucusuna kendimizi attik. Ucak Medellin Jose Maria Cordava Havaalani’na indiginde deniz seviyesinden 2154 metre yukseklikteydik.

IMG_0224

IMG_0223

MEDELLIN

Bir gun gecirdigimiz Bogota’dan sonra Kolombiya’nin ikinci buyuk sehri Medellin’e vardik. Juan bizi kapida bekliyordu. Ben ”Yahu adamin 1+1 evi vardir zaten, simdi rahatsizlik verecegiz.” diye dusunurken yarim saatlik bir yolculuktan sonra yavaslayan araba saga yanasti. Kumandaya basa Juan bahcenin kapisini acti ve iceri girdik.

IMG_0230  IMG_0231

Gercekten boyle birsey beklemedigim icin bayagi sasirmis ve ne kadar on yargili oldugum icin de utanmistim. Eve girince yardimcilari Carmencita ve esi karsiladi bizi. Ingilizce bilmedikleri icin sadece guluserek iletisim kuruyorduk. Juan’nin annesi ve babasi Kuba’da tatildeydiler ve ertesi aksam geleceklerdi. Abisi Mauricio ise aksam isten sonra bize katilacakti. Uykumuzu almis ve kendimize gelmistik. Ustumuzu degistirip, Kolombiya usulu kahvalti yaptiktan sonra Juan bizi ciftliklerine goturdu. Cok sayida inekleri vardi ve sutunu satiyorlardi. Daha once hic inek sagmamistik ve degisik bir tecrubeydi. Hemen kollari sivayip ise giristik.

Kollari sivadik sivamasina ama simdi hic inek memesi ellememis bana biraz garip geldi. Bide dokununca inek boyle bir huysuzlandi. Yani simdi bilemiyorsun tabii hayvan hoslaniyor mu hoslanmiyor mu diye, hani tepedebilir. Baya bir tirstim ne yalan soyleyeyim. Insan olsa anliyorum ama inek olunca boyle bir degisik oldu a dostlar. Neyse efenim, Juan’in da soyledigine gore inege boyle bi rahatlik geliyormus sutu sagilinca. Yoksa agirlik yapiyormus hayvana. Elimle sagdigim sutu verdim Bugra’ya. Adam o kadar sevdi ki direkt memeden icmeye falan kalkti.

IMG_0233

Gunun geri kalaninda Juan bizi La Ceja denen yakindaki ufakca bir kasabaya goturdu. Orda biraz zaman gecirdikten sonra tekrardan eve donduk. Hem dinlenip hem de aksam yemegi icin Mauricio’yu bekleyecektik. Daha sonra Juan motoruna benzin almak icin yakindaki istasyona gitmek istedigini soyledi. Bana donup o can alici soruyu sordu. “Kullanmak ister misin?” Icimden kocaman bir oha koptu, yaklasik 5-6 saattir tanisiyorduk ve bu adam motorunu kullanmama izin veriyor ve arkada oturmakta herhangi bir sakinca gormuyordu. Ehliyetim olsa da, kullanmayi bilsem de pek cesaret edemedim canavara binmeye, ”E o zaman sen atla arkaya.” dedi Juan. Simdi su durumda mantikli bir insan evladi, ”Yok yea ben yorgunum zaten, sen git gel. Sonra bineriz.” gibi bir cumleyle gecistirir. Fakat ben ne yaptim? Cumle bitmeden kaski gecirip coktan kendime gore ayarliyordum. Gerci Juan iyi kullaniyormus ama o kadar kisa surede tanidigin birinin motoruna binip 200’leri gorunce aklimdan gecen tek soru vardi. ”Ulan simdi bu cenaze burdan taa Istanbul’a nasil gidecek yahu?”

IMG_2823

Her ne kadar 20 dakikalik bir yolculuk yapsak da bana cok uzun gelmisti. Uzun zamandir bu kadar tirsmamistim. Ayni zamanda hosuma da gidiyordu. Damarlarimda kan yerine saf adrenalin geziyordu.

Aksam Mauricio isten dondukten sonra evde yerel ickileri olan Aguardiente icerek basladik. Buzla karistirmadan, tekila gibi bir kerede icmeniz gerekiyormus. Bizde gerekeni yaptik. Hala yol yorgunu oldugumuz icin bu gece cok fazla yorulmayip ertesi gunu dolu dolu gecirmek istedik. Bunun uzerine disarida aksam yemegi ile gunu bitirdik.

IMG_2790

IMG_2792

Sabah erkenden kalktik. Guzel bir Kolombiya kahvaltisindan sonra bugun yapilacaklara baslayacaktik. Peki nedir bu kahvalti diye soranlara; oyle zeytin, domates, salatalik beklemeyin. Misir unundan yapiplan arepa denilen pancake tarzi ekmek var. Ustune yumusacik bir peynirle mideye indiriyorsunuz. Bununla beraber menemene benzeyen biseyler vardi, cok lezzetliydi. Ev ahalisi ise genelde cay yerine sicak cikolata tercih ediyordu. Karnimiz doyduktan sonra ”Eee simdi napicaz?” diye Juan’a baktik. At binenin, kilic kusananindir dedi. Hemen bahceye ciktik.

Medellin’de ilk gun inekle sinandiktan sonra ikinci gun at olayi en basta ne kadar heyacan verici olsa da yine bi tirsmistim. Kolombiya’da mutamadiyen tirsiyordum. Oyle bisiklete binmeye benzemiyor, motor desen hic degil. Hakkatten zor is. Birde benim gibi sehir cocugu iseniz ati bir tek Ferrari ambleminde goruyorsunuz. Tabii bununla beraber ulke buyuklerimizin at ustundeki becerilerini ( bkz. http://www.youtube.com/watch?v=zqoGCamwttc ) zamaninda hepimiz gormustuk. (negzel onurlu bir attin sen Cihan)

Juan ve Bugra bindikten sonra sira bana geldi. Kolombiya’da yine bir ilki yasiyordum hayatimda. Ata yaklastim, ”Hadi at kafasi, rezil etme beni kizim!” dedim. Burnunu oksadim accik. Beni sevdigini hissettim veya buna inamak istiyordum. Ustune ciktiktan sonra at kendi kendine donmeye basladi saga sola, Juan kontrol et dedi demesine fakat nasil edildigi konusunda pek bilgim yoktu. Cok zaman gecmeden isi cozmus, Juangillerin ciftliginde adeta bir Malkocoglu, bir Tarkan edasiyla dort nala gidiyorduk. Orta Asya’dan Anadolu’ya yeni goc etmis Turk boyunundandim sanki, elimde bir tek cirit eksikti.

Ata binmeden “Lan isallah sonum boyle olmaz.” diye de aklima gelmedi degil.  (http://www.youtube.com/watch?v=QCvUEOSlMGQ)

IMG_2804  IMG_2810

IMG_0234

IMG_0235

Dolu dolu gecen iki saatten sonra Bugra ve Juan ati yikadilar. Ogleden sonra isleri olan Juan yerini Mauricio’ya birakip evden cikti. Mauricio ile beraber yakinlarda bulunan kasabalari gezmeye basladik. Bu kasabalari gezerken, hatunlarin guzelligi dikkat cekiciydi. Bizde gringo oldugumuz icin onlara dikkat cekici geliyorduk. Ama ispanyolca olmayinca, olmuyordu. Biz tekrar minik kasabalarin, yedigimiz atistirmaliklarin fotograflarini cekmeye devam ettik.

IMG_2848  IMG_2856

IMG_3157  IMG_3200

IMG_3172  IMG_2849

Gezerken bu arada aksam planini yapmaktan da geri kalmadik. Plani yaparken bile icimi bir heyecan kaplamisti. Basarili sayilabilecek at binme deneyimi benim ve Bugra’nin cok hosuna gitmisti. Aksam daha buyuk atlarla, acik alanda (Medellin daglarinda) Juan ve Mauricio’yla beraber at kiralayip bir kac saat gecirecektik. Tek engel yavas yavas gokyuzunde beliren kara bulutlardi. Yagmur o kadar da keyif verici olmazdi saatlerce at tepesinde.

Eve dondukten sonra Juan ustunu degistirmis bizi bekliyordu. Sapkalari ve pancolari hazirlamisti bizim icin. Yanimiza bir sise aguardiente alip yola ciktik. At surerken icilirmis, adettenmis. Hayir diyecek halimiz yok.

IMG_2862

Heyecan icerisinde atlari kiralayacagimiz ciflige vardik. Hatun seyis teker teker atlari getiriyordu. Kendi atimi gorunce soyle bi cekindim. Juan’nin evindeki atin iki katiydi. Binebilir miyim falan derken bir anda kendimi atin ustunde buldum. Herkes atlarina atladiktan sonra seyisi takip etmeye basladik. Yaklasik 2 saatlik seruven baslamisti.

Kara bulutlar cogaliyor, ruzgar esiyor, hafiften yagmurda ciseliyordu arada. Ama ustumuzde panco, kafamizda kovboy sapkalari, elimizde aguardiente ve altimizda dort nala kosmaya hazir atlarimizla o kadar da sorun teskil etmiyordu bu vaziyet. Yol toprak, kokusu bile huzur veriyor. Etrafta fazla isik yok, nadiren aydinlatma direkleri var etrafta. Ben atlar simdi karanlikta ne yapacak diye dusunurken, Juan endiseye gerek olmadigini, atlarin karanlikta rahatlikla gorebileceklerini soyledi. Derin bir oh cektim.

Oyle bir an geldiki. Sanirim omrumun sonuna kadar unutmam mumkun olmayacak. Bir anda her sey gercekligini kaybetti. Sanki bir ruyadaymisim gibiydi. Hava karanlik, ben Kolombiya’nin daglarinda bir atin tepesindeyim, elimde adini daha once hic duymadigim bir icki, etraftaki tek isik ay isigi ve onu tamamlayan ates bocekleri. Sadece at nali sesleri var havada. Etrafta havlayan kopekler. Su an ben napiyorum ya dedim kendi kendime, gercek mi bu? Sanirim 5 sene once bunlari ruyamda gorseydim, kicim acik kalmis der gecerdim. Hayatin size neler getirecegini kestirmek gercekten cok zor. Keske hep boyle guzel suprizlerle gelse.

IMG_2865

IMG_2880

45 dakikalik yolculugumuzdan sonra mola yerimize geldik. Hanim kizimiz atlarla ilgilendi. Bizde mola yerinde bulunan bakkaldan icecek biseyler alip anin keyfini cikariyorduk. O dag basinda, evinin yanina bakkal acmis dunyanin en degisik bakkal amcasini gorme firsatimiz oldu. Agzindan dusurmedigi purosu, sapkasi ve cizmeleriyle degisik bir modeldi. Fotografinin cekilmesinden ise hoslanmiyordu.

IMG_3307

Biralarimizi ictikten sonra donus yoluna koyulduk. Yine cok keyifli bir yolculuktan sonra ciftlige donup atlari biraktik. Tek kelimeyle inanilmazdi. Boyle bir tecrubeyi kac kere yasayabilirdi insan? Eve donerken yarinin planlarina baslamistik bile. Mauricio ve Juan yarin bizimle beraber olacaklardi. Mutlaka gormemiz gerektigini soyledikleri Guatape‘ye gidecektik. Neyle karsilasacagimizi bilmedigimiz icin bekleyip gorelim dedik. Sabah erken kalkacagimiz icin eve donunce cok fazla oyalanmadan hemen yattik.

Sabah Juan’nin annesinin hazirladigi enfes kahvaltidan sonra yollara dustuk. Bu arada Kolombiya mutfagini sevdigimi belirtmeden gecemeyecegim. Ozellikle arepa cok lezizdi. Yalniz su muzu kizartma olayinina bir turlu alisamadim. Yani ha karpuzu haslamissin, ha muzu kizartmissin ayni gibi.

Daha fazla sallanmadan yola ciktik. Yol uzerinde eskice bir tahta koprunun orda mola verdik. Mauricio israrla o yola arabayla girmek istedi. Nihayetinde biz arabadan inip yurumek zorunda kaldik alti vurmasin, bir yere takilip kalmayalim diye. 4 ceker twingo canavar gibi daglari ovarlari asip yola devam etti.

IMG_2917

Yaklasik 1 saatlik yoldan sonra Guatape’ye ulastik. Karsimda duran kaya parcasini gorunce saskinligimi gizleyemedim. Bu dunyaya ait degilim der gibiydi. Cevrede ona benzeyen baska bir olusum gormek mumkun degildi.

2/3’u yerin altinda olan El Penol‘un yer yuzunde bulunan kisminin yuksekligi 200 metre. 70 milyon yasinda oldugu tahmin ediliyormus. Daha sonradan yapilan merdivenlerle en tepesine cikmam mumkun. 649 merdiven sonunda tepeye ulasiyorsunuz ama oraya cikinca da bitmis oluyorsunuz. Tepeye cikinca orada buluna kafe dikkatimi cekti. Bildigin soguk icecek dolabi vardi. Ben kendimi zor atarken en tepeye, birileri bunu cikartmisti. Derken sirtinda kolilerce kola tasiyan adam yanimizdan gecti.

IMG_2956

IMG_3119

Manzara nefes kesiciydi. Tepede yaklasik bir saat gecirip, bol bol fotograf cekip biralarimizi yudumladik.

IMG_2944

Karnimiz acikinca gozumuz manzara gormez oldu. Kosa kosa inerken merdivenleri yaklasik 400. merdivene gelmis bir cift oflaya poflaya, ter icinde tepeye ulasmaya calisiyorlardi. Bugra genclere ”Ya bizde yukardan donuyoruz, bugun tadilat varmis. Kapatmislar.” diyince cocuk kendini ordan assagi atacakti, kiz ise aglamakli oldu. Neyse saka saka deyince soktan kurtulup tirmanmaya devam ettiler.

Biz ogle yemegini yedikten sonra yakinlarda bulunan Pablo Escobar’in yazlik evlerinden birini uzaktan da olsa gormek icin tekne kiraladik. Zamaninda ezeli dusmanlari tarafinda basilarak yakilip yikilmis, oylede kalmis.

IMG_3077

Yorucu bir gunun ardindan ev yolunda ben arabada uyuklamaya basladim. Eve geldigimizde aksam yemeginin ardinda salona gecip Juan’in babasiyla karsilikli viski ictik. Neler yaptigimizdan, Dubai’de hayatin nasil oldugundan, Turkiye’den konustuk. Ertesi sabah gidecegimiz Rio Claro‘ya babasida gelmek istedigini soyledi. Daha cok icip bayilmadan odamiza gectik.

Sabah kahvalti icin cok fazla zaman yoktu. Juan’nin annesi beslenme cantalarimizi coktan hazirlamisti. Bugra domuz konusunda cok titiz oldugu icin, ozellikle onun ismi yazili ayri bir paket yapmisti. Bes genc erken saatlerde yola koyulduk. 2,5 saatlik bir yolculuk bizi bekliyordu.

Ben yine yolda uyuyordum. Her turlu bosluktan faydalanarak ufak kestirmelerle sarj ediyordum bunyeyi. Yaklasik 1 saatlik yolculuktan sonra trafik birden durdu. Nedenini anlamak icin arabadan inip yurumeye basladik. Toprak kaymasi olmustu ve 1-2 saat beklememiz gerekecekti. Beklemekten baska care yoktu. Uzun bekleyisin ardindan Rio Claro’ya vardik.

Hafiften Saklikent’i andiran bir yerdi. Magaralari gezebilir, rafting yapabilir, yuzme gibi aktiviteler vardi. Ayni zamanda kus gozlemcileri icin de cok onemli bir noktaymis. (kus gozlemek de neyse?)

O zamanlar gopro’muz olmadigi icin ayfonlara kiyip raftinge goturemedik. O yuzden yine fotograf cekemedik. Ama onumuzdeki tatillere daha saglam ekipmanlarla gidecegiz.

Yorucu bir gunun ardindan eve donduk. Ertesi gun Medellin’in merkezine, Juan’in kuzeni Sebastian’da kalmaya gidecektik. Ne zamandir dogru duzgun icememistik gezmekten. Medellin’de kapanisi yapip sonra donecektik Dubai’ye.

Kahvaltidan sonra Medellin’e dogru yola ciktik, 1 saatlik yolculuktan sonra vardik. Mauricio’nun isleri vardi ve bugun bize katilamayacakti. Juan ise aksam gelebilecekti ancak. En kucuk kardes Carlitos bizi gezdirecekti bugun Medellin’de.

Medellin’in merkezinde yurumeye basladik, elimizden biralarimizi eksik etmeden. Unlu heykeltras Fernando Botero‘nun  yaptigi eserleri gorme imkanimiz oldu. Hepsi birbirinden tombisti.

IMG_3289  IMG_3278

Sehir merkezinde yapilacaklari tamamladiktan sonra su zamaninda Pablo Escobar icin 2000$’a polis kafasi kesen favelalari gormek icin yola ciktik. Oyle gidelim, gezelim, fotograf cekelim tarzi birsey malesef olmuyormus. Carlitos hala tehlikeli oldugunu soyledi. Ozellikle turist olarak gitmek yapilacak en sacma seymis. Bizde teleferikle ustunden gectik.

IMG_3271

IMG_3265

IMG_3258

Teleferikle en tepeye ciktik, biraz etrafi dolastiktan sonra biseyler atistirmak icin mola verdik. Carlitos telefonda Sebastian’la konustu. Evdeymis, bizde yanina gitmek icin cok fazla oyalanmadik.

Eve geldigimizde Sebastian coktan icmeye baslamisti. Cok sicak kanli cana yakin biriydi. Sari saclar ve yesil gozlerle Rize’liyim deseydi sasirmazdim.

Havanin guzel olmasiyla hemen balkona ciktik. Sebastian sordu “Ne icersiniz?” diye. Icimden ”Raki getir Sebastian, ulkenin anasini siktiler.” dedim, disimdan ”Whiskey and coke please.”

Siseler siseleri kovaladi. Juan geldi, kizlar geldi, baskalari geldi. Ev kalabaliklasti. O kadar ictikten sonra haydi disari cikalim dediler. Ben agzimla icmedigim icin pek disari cikacak hal kalmamisti. Hadi Mahmut sen dus al kendine gel sonra disari cikalim dediler. Yok falan desem de israrlara dayanamayip girdim buz gibi suyun altina. Neyse biraz kendime geldim, giyindim tam kapinin kilidini acip cikicam banyodan o da nesi, kapi acilmiyor. Bildigin kitli kaldim icerde. Uzun suren ugraslar sonunda, yarim saat sonra cocuklar kilidi kirarak beni kurtardilar.

IMG_3215  IMG_3217

IMG_3241

Sagolsun Bugra goz kulak olmus bana da oyle gelmisiz eve. Sabah tabii ki hala sarhos sekilde uyandim. Kendime gelmem epeyce zaman aldi. Herkesle vedalasip havaalanina dogru yola ciktik. Medellin’den Bogoto’ya ordan Sao Paola’ya ve en nihayetinde ordan da Dubai’ye gidecektik. Yol uzundu.

Basta Juan ve ailesi olmak uzere tanistigimiz butun arkadaslara ne kadar tesekkur etsek azdi. Inanilmaz keyifli bir tatil gecirmistik. Daha Dubai’ye donmeden, seneye Cartegena‘ya, yazliklarina davet ediyorlardi. Bizde Dubai’ye dondukten sonra Juan ve ailesine ufak hediyeler alip gonderdik.

Bana hic gormedigim guzellikleri (hatunlar dahil), aslinda bilinenle gercegin ne kadar farkli oldugunu, hayatta daha yasanacak daha cok tecrube oldugunu, Kolombiya’nin ne kadar misafirperver oldugunu gosterdi bu kisa yolculuk. Soyleyebilecegim tek sey kaliyordu geriye, kocaman bir…GRACIAS!!!

1 Comment

  1. Kolombiya’yı araştırırken 2014’de yazmış olduğunuz yazıya denk geldim. Teşekkürler,

    Selamlar

ketbuga için bir cevap yazın Cevabı iptal et