Nereden Başlasam Nasıl Anlatsam?

Hayat hep size çiziyordu rotaları. Aslında siz farkında değildiniz. Tabii ki bazı tercihler yapıyorduk ve sonucunda bizi farklı noktalara götürüyordu yine hayat.

Haritalara çizdiğim rotalar kafamın içine yerleşmiş. Sanki gitmem lazımmış, gitmezsem eksik kalacakmışım hissi kaplamış beni. Nerede değilsem orada mutlu olacakmışım gibi. Ama o lanet olasi ofiste oturup bütün gününü harcarken gerçekten de ne yapabilirdim ki? Yine bir gün ekşi sözlük okurken aklıma bir yerden düşmüş “kabin memuru” olmak. Dedim ki bi’ hayvan ara! Aradi sağolsun, buldu. Okudum. Yahu arkadaş sen ne güzel yazmışsın dedim. Hevesim 35 kat arttı.

Diyor ki muhterem; “bir an önce askere gidip geldikten sonra, ingilizce sınavına da girip yapmak istediğim meslek. bugün iş ilanlarının birisinde gördüm de içimde bir şey kanatlandı. jules verne okuyarak, hep bir serüven içinde hayal ettim kendimi yıllar boyunca ama çalışmaya başladıktan sonra en büyük serüven: bilgisayarın saniyesine bakıp nefesimi tutma denemeleriydi. demek ki yanlış meslek seçmişim. 6 yıl önce mimarlık nedir diye sözlüğe baktığımda, bir çift kanattır entrysini görüp kuş gibi uçacağımı düşünmüştüm. ama okurken ve çalışırken sadece ego mastürbasyonlarına tanık olduğum için olsa gerek, artık bir şey yapmak istemiyorum. çok uzağı gören gözlerim, arabada giderken tabelaları okuyamıyor. autocadin siyah fonu sadece mide bulantısına neden oluyor. zaten bir çift kanattır yazan çocuk da 5 yıldır entry girmiyor. 12 tane entry girmiş, en önemlisi bana patladı. bir çift kanata ihtiyacım var, bulutların üzerinde ilerlemek ve dilini bilmediğim bir ülkenin sokaklarında yürümek istiyorum sadece. başka insanların fotoğrafını çekip hayatı yakalamak istiyorum. hayat tüm gün başkasının oturacağı evi düşünerek koltukta oturmak, omuriliğin s çizmesi, gözlerin buğulanması değil. başka bir şey olmalı. başka bir cevabı olmalı lan sözlük. kabin memuru olayım, eğer o da olmazsa, kendi teknemin kaptanı olurum. (mies, 18.11.2008 23:39 ~ 06.10.2010 13:31) ‘’

Bu tabii ki benim daha farkedemediğim bir baslangıçtı aslında. Kafamın derinlerinde olan o istek yavasça yüzeye çıkmıştı. Zaten hayattan bezmiş, aynı ofiste saatlerce aynı yüzlere bakmaktan bıkmış durumda değil miydim? Kendi işini kurmaya çabalamış ve bunu eline yüzüne bulaştırmış biri için pek de tavsiye edilir birşey değil bence ofiste olmak.

Lafın özü, ben o ofiste saaaatlerce daralıp, ne yapmalıyım, 10 sene sonra kendimi nerede görüyorum, ulan benim bir hayalim vardı o n’olcak diye düşünürken…olanlar oldu. Bir internet sitesinin ilanına baktim, “cabin crew” yani Türkçe meali kabin memuru kişiler arıyorlarmış. Ama Dubai’de yaşasın, İngilizce bilsin, akıllı uslu olsun, üniformayı giyince görünen yerinde dövmesi olmasın, sağlık problemi varsa yanımıza yaklaşmasın, hee azcık da eli yüzü düzgün olsun demişler.

Image

Gerçi ben İngilizceyi çokta öğretemeyen bir ülkede dünyaya geldiğimden -babam sağolsun- özel okullara bütün her şeyini vererek beni okuttuğundan dolayı az çok kulak aşinalığı, cnbc-e ve sayısız alt yazılı film izlemem dışında bir tecrübesi bulunmayan bir kişi olarak gittim “open day” denilen, sizi sınayıp test eden, yaklaşık (değişebilir) 350 kişi arasından seçilebileceğiniz o güne gitmeye…

Ne yalan söyleyeyim, çalıştım. İnsan iş görüşmesine çalışır mı? Ben çalıştım. Ne sorabilecekler, nereden çıkar, nedir, şöyle sorarsa ne cevap veririm,hepsine çalıştım. Ana dilim değil sonuçta, her an kilitlenebilir ve geldiğin için teşekkür ederiz gibi birşeyler duyabilirsin. Başvurumu yaptıktan kısa bir süre sonra görüşmeye çağırıldım. Tabii ki stress tavan, ortamda konuşulanları anlıyacağımdan şüphem var sonuçta. Ben o günü onlarca kişi elenirken hala eve nasıl gönderilmediğime şaşırmakla geçirdim. İkinci günün sonunda da en son görüşmeyi geçtikten sonra artık 15 kişi kalmıştık. Heyecandan şaşırıp saçmaladığım da oldu.
Bütün grup görüşmelerinden sonra en son ( ve en önemli) görüşme teke tek ve yaklaşık 45 dakika civarındaydı. Ondan da çıktıktan sonra yaklaşık 1 ay Dubai’den gecelek olan “işe kabul” telefonunu bekledim. Ve bir sabah çok sıfırlı acayip bir numaranın beni araması sonucunda ise alındığımı öğrenip yaklaşık 1 ay sonra Dubai’de olmam gerektiği söyleniyordu. Hazırlanması gereken bir sürü evrak vardı. Bu ufak koşuşturmaca aslında mutlu son değil her şeyin başlangıcıydı.

Beklenen tarih geldiğinde elimde biletim ve pasaportum, arkamda ailemin desteğiyle çıktım yola. Pek de kolay değildi. Öyle haritalara rota çizmeye hiç benzemiyordu. Ve bu adam ilk defa 26 senedir yaşadığı ülkeden dışarı ilk adımını atıp, oralarda ne varmış diye bakmaya gidiyordu. Bütün hikaye böyle başladı işte.

1 Comment

  1. yolun açık olsun, benim bir türlü yapamadığım başlangıcı sen yapmışsın. yazıyı okuyup da harekete geçen sadece benim bildiğim beş insan var:) – mies.

mies için bir cevap yazın Cevabı iptal et