Erkenden uyandik. Kahvalti yapmak icin sevdigimiz kafeye gitmeye karar verdik 11 saatlik otobus yolculuguna baslamadan. Tam hostelden cikis islemlerini yaparken sivrisinek saldirisina magruz kaldim, hayvan gibi sey yaptilar. Sag ayak bilegimdeki butun kani emmislerdi vicdansizlar.
Kahvaltimizi yaptiktan sonra metroya binip otobus terminaline hareket ettik. Peki 1 saatte Bangkok’tan Siem Reap’e ucakla gidecekken, neden otobus? Aceleniz yoksa, etrafi gormek istiyorsaniz, ucmaktan sikildiysaniz biraz yorucu olmasina ragmen macera arayanlar icin alternatif bir yol olabilir.
Tamam, karar verdiniz. Kambocya’ya otobusle gideceksiniz. Ama hangisi sirket daha iyi, guvenli, nasil bilet alirim? En iyi otobus sirketi tartismasiz devlete ait olan The Transport Co. Biletinizi ya otobus terminalinden veya http://www.thaiticketmajor.com/ adresinden online olarak alabilirsiniz. Elimizin altinda pek wifi olmadigi icin biz terminalden 750 baht (60 TL) karsiliginda aldik.
Yalniz otobus terminali olan Mo Chit’e ulasmak basli basina bir eziyet. Ancak belli bir noktaya kadar metroyla gidebiliyorsunuz. Ondan sonra sizi kaziklamak isteyen taksiciler guleryuzle karsiliyorlar sizi. Lakin biz metroda seker mi seker, kedi gibi bi kizcegizle tanisip kaziklanmamak icin ayni taksiyi paylasalim dedik. Kabul etti, bide ustune para da istemedi ama bu jeste bizde taksi parasini odeyerek karsilik verdik.
Otobus hareket etmeden kizaran, hafiften sisen sag ayagima baktim daha da kotuye gitmemesini umarak. Ulan sivrisinekler…
Otobuse binmemizle baslayan ikramlar sasirtmadi desem yalan olur. Islak mendil, su, kek ve meyve suyundan olusan bir paket verdiler. Asil sasirtan ise tam Kambocya sinirina gelmeden verilecek molada sicak yemek ikramiydi. Bir tek bira eksikti. Hemen akabinde Pegasus’un kulaklarini cinlattik.

Merhaba Kambocya!!
Toplamda 2 otobus, 2 minivan degistirip, sinir gecisi ve pasaport islemleri (2 saat) dahil 11 saatte geldik Siem Reap’e. Bu uzun ve yorucu yolculugun ustune sabah ayagimi isirmayip adeta yiyen sivrisinek saldirisi sonucu sag ayagim trabzon vakfikebir ekmegi gibi olmus, yere basmakta zorluk cekiyordum.
Yine, yeni bir sehre gece inmis – en sevmedigim sey – bunun yaninda durmaksizin yagan yagmura magruz kalmistik. Kaldi ki, yine maceraci karakterimize uymadigi icin her hangi bir kalacak yer rezervasyonu da yaptirmamis, gidince buluruz elbet dusuncesiyle ayak basmistik Siem Reap’e.
Neyse ki otobusten idigimiz yerde bizi otellerine, hostellerine goturmek isteyen onlarca kisi vardi. Birinin pesine takilip, Lonely Planet’da da tavsiye edilen hostelin yolunu tuttuk. Fakat geldigimizde yer olmadigini ancak istersek bu gece icin 8 kisilik yatakhanelerinde 2 kisilik ranza oldugunu soylediler. Odayi bir goreyim dedim tutmadan, gorup cikmam sadece 1,5 saniye surdu. Gecesi kisi basi 3$’da olsa kardesimle bu kadar les bir mekanda konaklayamazdik. Hemen wifi sifrelerini ogrenip hostelworld uygulamasindan en yakin kalinabilinecek oteli buldum. Holiday Garden adli pek otele benzemeyen bu yer, 2 kisilik oda icin 10$ istedi. Butun gunun yorgunlugu, sismis bir ayak, araliksiz yagan yagmur bize fazla secenek birakmadi ve kalmaya karar verdik.
Ayagim gittikce daha kotu oluyordu. Kardesim ”nabiyon ekmek ayak?” diye dalga gece dursun, yanimda tasidigim acil durum cantamdaki ilaclardan aldim. Buz koysam iyi olur diye dusundum. Bes yildizli otel degil ki ara oda servisini getirsinler buzunu. Malum, yuruyemiyorum dogru duzgun…Buz almak icin minik kardesi bakkala gonderdim. Gerci ayagim sismemis olsa da minik kardesi gonderirdim. Sonucta minik kardes olmak bakkala gitmeyi gerektirir. Nerde oldugumuzu bile tam anlamamisken, karanlik ve yagmura aldirmadan dustu yollara Yasemin agabeyini kurtarmak icin. Neyse ki buzu bulup geldi ama bakkala buzu anlatamamis 10 dakika, yoksa aslinda bakkal yakinmis. ”ice cream, yes. ok. now no cream. just ice..” diye anlatmis en sonunda.

Sabah uyanip bahceye cikinca otelde degil gecekonduda kaldigimizi farkettik. Bu kadar ucuz olmasindan anlamaliydik. Lakin odalarimiz genisti, iki adet iki kisilik yatak, televizyon bile vardi. Zaten bir gece daha kalacagimiz icin cok fazla detaylara takilmayip sehri gezmeye ciktik.


Siem Reap’in cok ucuz oldugunu soylemeden gecmeyelim. Cogu sey 1$ mesela. Bisiklet kirasi, bira, masaj…Yok ben bayilana kadar icicem derseniz bunun icin bazi gunler sadece 8$ odemeniz yeterliydi. Sehri gezmenin en cabuk ve keyifli yani tabii ki bisiklet oldugu icin hemen bisikletleri kiralayip, pedallara kuvvet dedik. Neyse ki buz ve aldigim ilaclar ise yaramis, ayagim normal insan ayagi gibi olmustu.


Sehir cok kucuk, yarim gunde bitti. En hareketli caddesi Pub Street denen caddesi. Onlarca yemek yenecek ve icki icilecek yer var. Her yerde bira 1$’di. Yahu bu insanlar nereye gidiyor diye takip edip degisik bir pazar yeri bulduk. Iceri girerken cok zorlandik zira cok alisageldigimiz kokular degildi bunlar. Bir, iki, uc…Aldik bir nefes, daldik iceri. Neyse ki insan her seye alisiyor.


Bol bol fotograf cekip bayilmadan attik kedimizi disari. Biraz daha bisiklete binip aksam yemegi icin Pub Street’e geri donduk. Aksam yemegi icin Touich isimli Kambocya mutfagi sunan bir mekana gittik. Ikiser baslangic, ikiser ana yemek, bes bira icin 13,5$ verdik. Burasi Siem Reap icin neredeyse luks sayilabilinecek bir yer, daha ucuza da aksam yemegini yiyebilirdik.



Su tezgahin onune gelip biraz durduk. Memlekette ustune basip veya gorunce arkamiza bakmadan kacagimiz hayvanciklari kitir kitir atistiriyordu adamlar. Biz bu seferlik fotografini cekmekle yetindik. Cok gec olmadan gecekondumuza geri donduk. Sabah 04:30’da bizi alacak olan remork moto icin gec kalmak istemedik.
Sabahin korunde bulustuk bizi almak icin gelen arkadasla.Butun bir gun bizi Angkor Wat’ta gezdirecekti. Sabah 04:30’da yola cikinca bizden baska kimse olmaz diye dusunurken bilet sirasini gorunce sasirdik. Cok kalabalikti. Yuzlerce kisi bilet kuyruguna girmis, gunesin dogusunu dunyanin en buyuk dini mabedi kabul edilen Angkor Wat’ta izlemek icin coktan yerini almisti.

En guzel yeri kapip, en guzel fotografi cekmek icin amansiz bir yaris vardi. Bu kadar kalabaliga ragmen ayni zamanda sessizlik, huzur vardi. Yavas yavas izledik gunesin dogusunu, kuslarin bagirislarini dinledik. Sustuk. Huzurluyduk. Gunesin dogmasiyla herkes bir yere dagildi. Aksama kadar o tapinak senin bu tapinak benim gezdik durduk. Bazen sadece oturduk ve sessizligini dinledik. Sonra yagmur basladi, inanilmaz bir yagmur. Hic durmayacakmis gibi. Sigindik bir yere, bitince yine yuruduk toprak kokusuyla. Cok begenmis, buyulenmistik. Keske bir gun degilde uc gunluk bilet alip rahat rahat gezseydik dedik.
Angkor Wat ciddi anlamda cok buyuk bir yer. Siem Reap’ten 5 km uzakta bulunan bu devasa tapinak Khemer Kralligi zamaninda yapilmis. O zamanlarda Londra sadece 50000 nufuslu kucuk bir kasabayken bir milyon kisinin yasadigi bir krallik. Yasanan savaslardan, coken bir kralliktan sonra terkedilip ve asirlarca yalniz birakilmis. Agaclar, cimenler, her yeri sarmis sarmalamis. Yapimindan 1000 sene gecmesine ragmen hala ayakta. Cok klasik olacak ama olmeden gorulmesi gereken bir yer. Eger aradiginiz huzur, sessizlik, durgunluk ise dogru yerdesiniz.
Velhasi cok sevdik biz burayi. Merdivenler cikip, yollar yuruduk. Cok da yorulduk. Aksam gecekondumuza dondugumuzde bitik durumdaydik. Siem Reap’ten Sihanoukville’e gitmek icin otobus biletlerimizi aldik. Sansimiza gece otobusu varmis. Kisi basi 15$ vererek yatakli otobuste yerlerimizi ayirttik.
14 saatlik yolculuktan berbat bir yolculuktan sonra sabah Sihanoukville’e vardik. Mesafeler yakin gibi gozuksede yollar cok kotu durumda oldugu icin yolculuklar fazlaca zaman aliyor. Ama otobusler yatakli olunca, sallana sallana fena uyuduk. O kadar uyumusum ki benim telefonu otobuste biri almis goturmus. Telefon degilde, o cekilen fotograflari kaybetmenin uzuntusu cok baska. Siz siz olun yedekleyin!
Sihanoukville’e gelirken planimiz cevrede bulunan adalari gezmek, deniz kum gunes tatili yapmakti. Sahil kenarinda bungalow icin gunluk 20$ odedik. Keyifler yerindeydi, aksam yemegimizi de yedikten sonra muzik dinlemeye gitmistik ki Yas kendini kotu hissetmeye basladi. Odaya donduk.
Aksam yedigimiz yemekten olacak, berbat bir haldeydi. Neyse ki yanimda her zaman tasidigim ilac cantam bu kez onun yardimina kostu. Iki gun daha kalip Yasemin kendini iyi hissedince tekrardan yola koyulduk.

Yasemin butun gun odada yatarken benimde keyfim kacmisti. Kaldigimiz 3 gun boyunca gunesi bile goremistik. Keske buraya gelecegimize Siem Reap’de kalsaydik dedik.

Donus vakti gelmisti, Yasemin daha iyiydi. Sabah 07:30’da yola cikip, 22:00’de Bangkok’a vardik. Yine 2 tane minivan, 2 tane otobus degistirip pestilimiz cikana kadar yol gittik. Uzun gecen yolculuklardan sonra en cok yasam alanini, evindeki sevdigi kosesini, rahatini ozluyor insan. Tecrube ettigi yeni yerlere buyulenmiscesine bakarken, sahip olduklarina da sukrediyor.
Ertesi sabah kalkip daha onceden gitmis oldugum Turk lokantasina gittik. Guzelce bir sabah kahvaltisindan sonra ikiser saat masaj yaptirdik. Hamur gibi yogurmuslardi bizi, kus gibi olmustuk. Masaj sonu yesil caylarimizi ictik, cantalarimizi yuklendik.
Artik donus vakti gelmisti. Masajdan sonra metroya binip havaalanina geldik ve Dubai’ye donduk. Ertesi gunde Yas Istanbul’a dondu. Minik kardes daha simdiden bundan sonra nereye gitsek acaba demeye baslamisti bile. Kendisi ayni zamanda videocu oldugu icin Istanbul’a dondukten sonra ufak birsey hazirlamis. Ellerini saglik minik kardes.
