Minik Kardeş ile Asya Yolları – part 1

Ben 6 yasimdayken hayatimizi dahil olan Yasemin. Minik kardes. Her ne kadar simdi essek kadar olsa da hala pek buyumemis gibi. Hani annen nasil seni hep cocuk gibi goruyorsa ayni sey abi – kardes iliskisinde de var sanirim. Biz cok kuccukken acayip avantajlari vardi mesela minik kardesinin olmasinin. Ben 7-8 yaslarindayken bu daha yeni yeni yurumeye calisiyor falan. Etrafta itip kakabilecegin el kadar bisey. Ne iskenceler yaptim buna ben. Bu konu uzun, bundan basli basina bir yazi cikar, kisa gecelim. Iste minik kardeslere yapilabilinecek en guzel iskence yontemlerinden bazilari.

1- Eline bir adem marul verip, tavuklarin ortasina atilir. Tavuklara yem etmece diye tabir ettigim bu yontem en sevdiklerimdendir. Aklini alir.

1935593_123606504331_2817717_n

2- Enteresan esyalari ilk bunun ustunde deneme. Zeki Muren’e benzetmece dedigim bu yontemle kardesinizi garip sekillere sokup karniniz agriyincaya kadar gulebilirsiniz.

1935593_123597254331_6509211_n

3- Bebek arabasindan dusurmece. Yani bak bu bir dramdir. Arkadas ailecek fotograf cekiliyor, aileden kimse bakmaz mi bu bebek ne yapti diye? Yazik lan 🙂

4- Seni copte bulduk deyip, aglatmaca. ( bunu kardesine yapmayan yoktur sanirim)

1935593_123606489331_86019_n

Yillar birbirini kovaladi ve biz buyuduk. Hep yazlikta tatil yaptik belli bir yasa kadar lakin hic beraber tatile cikmamistik.

Tam Bugra’yla Meksika’ya gidiyorduk, ucaga binerken cikan vize probleminden sonra tatil planlari alt ust oldu. Bunun ustune Bugra bu olaya cok darlanip yazliga kaciverdi. Ben eve gelip ne yapsam diye haritaya bakarken ahanda Kambocya dedim. Vizesini arastirdim, kapida 20$’a veriyorlarmis. Karar verdim. Ver elini Kambocya!

Siz kendinizi hic beklemediginiz anda Kambocya’da buldunuz mu? Bende bulmadim, yani en azindan iki gun oncesinden hazirlik yapmaya baslamistim. Ama kardesim oyle mi?

– Aloo, nabiyon ufaklik?

– Iyidir abi. Evdeyim, oturuyorum. Senden naber?

– N’olsun. Iki gune tatile gidiyorum bende, sey dicektim…Hadi toparlan, Kambocya’ya gidelim 🙂

– …???..!!..!!!???

– Huloooog, ses ver, n’oldu lan?

– Ciddi misin?

– Eveet. Tamam, tamam bir iki gun de Bangkok’da takiliriz.

– Yehuuuuu.. Tamam, ne zaman geleyim?

– Yarin!

Ertesi gun Yasemin kendini bir anda Dubai’de buldu. Her sey o kadar cabuk oldu ki, minik kardes olayin gercek mi ruya mi oldugunu henuz kavrayamiyordu. Ne acayip ya bugun Bayrampasa’da islerim vardi simdi Dubai’deyim dedi durdu. Hayat ne acayip gibi seyler soyluyordu. Eve geldikten sonra yolculuk planinin detaylarini konusmaya basladik. Dubai’den Bangkok’a gidecektik. Burda iki gun gecirdikten sonra otobusle Kambocya’ya gececektik. Kambocya’da ilk durak Siem Reap’di. Burdan yine otobusle Phnom Penh ve ardindan Sihanoukville’e gidecektik. Sonrasinda Bangkok’a geri donus (tabii ki otobusle) ve ardindan Dubai.

photo 4 (5)

Sabah erkenden yola ciktik, kahvaltiyi ise loungeda birseyler atistirarak gecistirdik. Yasemin ilk defa Airbus A380’e biniyordu. Ne kadar da tombikmis dedi. Dubai’den 5 bucuk saatlik bir yolculuktan sonra aksam saatlerinde Krungthepmahanakhon Amonrattanakosin Mahintharayutthaya Mahadilokphop Noppharatratchathaniburirom Udomratchaniwetmahasathan Amonphimanawatansathit Sakkathattiyawitsanukamprasit’e yani kisa adiyla Bangkok’a ayak bastik.

Processed with VSCOcam with se1 preset

Bu tatile cikarken tamamiyla backpacker kafasiyla ciktigimiz icin her seyin en ucuzdan tuketip, beles hostellerde kalacaktik. Olay sadece koca sirt cantasini takip gezmek degildi, lakin bu isin de bir kulturu vardi. Peki basarili olduk mu? Eh yeeeaaaani tam olmasa da fena degildik.

Havaalanindan hemen atladik metroya. U-Baan Guesthouse kisi basi 14$’dan geceyi gecirecegimiz, temiz bir yerdi. Sirt cantalarimizi biraktiktan sonra disari ciktik hemen. Silom taraflarinda, daha once gitmis oldugum Biang Chan diye bir Tayland restoranti vardi. Biralarla beraber cok guzel bir aksam yemegi icin 50$ gibi bir rakam odedik. Yasemin oha dedi, bu parayla bir hafta yasayan backpackerlar varmis. Konu yemek yemek olunca yine bogazimi tutamamistim iste.

photo 3  photo 4

Hostelin yolunu tutmadan biraz disarda yuruyelim dedik. Yoldaki irice hamam boceklerine basmamaya calisarak hoplaya ziplaya yuruyorduk kaldirimda. Ben daha onceden tecrubeliydim ama Yasemin nereye kacacagini, basacagini sasiriyordu. Kaldirimda, coplerin arasinda parti yapan 3 tane iri fareyi gorunce yurudugumuz kaldirimi degistirmek zorunda kaldik. Yasemin en az 5 kere ”Ulkemiz cennet valla” dedi. Pat Pong Night Market’a kadar yuruduk. Etrafa bakindik. Ben en cok kultur soku yasayan kardesime bakip guluyordum. Daha iki gun once Karakoy’de kahvesini yudumlayan Yas, simdi elinde birasi Bangkok sokaklarininda hamam boceklerine basmamaya ozen gostererek yuruyor, cilgin gece hayatini tecrube ediyordu. Lady boylar bir yanda, dansci kizlar bir yanda. Saskinligini gizleyemiyordu. Gece nerdeyse 1’e geliyordu bu arada. Son biralarida mideye indirip, hostelin yolunu tuttuk.

Sabah erkenden uyanip kendimizi sokaklara attik. Gunduz gozuyle gormek cok daha baska olacakti Bangkok’u. Hava nasil sicak. Iki adim attiktan sonra sirilsiklam oluyorsunuz terden. Aslinda sicak da degil ama nem var iste. Nem olmasa iyi aslinda. Bu nem ne menem bisey.

Ilk once dun aksam kaldigimiz hostelden ayrilmaya karar veriyoruz. Sukhumvit bolgesinde yer alan HI-Sukhumvit Guesthouse‘a gitmek icin yola cikiyoruz. Bu sefer geceligi 21$ olan odamizi tutuyoruz. Diger kaldigimiz hostele gore hem ucuz, hem de daha rahat. Hostelde fazla zaman kaybetmeden yola cikiyoruz.

Asya’da pek kahvalti kulturu olmadigi icin, omletli kahveli bir yer arayip buluyoruz. Guzelce kahvaltimizi yaptiktan sonra yine yola koyuluyoruz. Gezecek yer cok, zaman fazla yok. Kardesime diyorumki taksi zaten ucuz, binelim. Hem de zaman kaybetmemis oluruz metroyla falan. Olur diyor. Taksiye bindikten sonra nasil bir hata yaptigimizi anliyoruz. Bangkok’da ogle saati oyle bir trafik var ki. Yaklasik 10km’lik yolu 1 saat 45 dakikada gidiyoruz. Oysa ki metroyla 15 dakikada gidebilirdik. Bu da son taksi maceramiz olmus oluyor Bangkok’da. Silom bolgesine geldikten sonra kendimizi taksiden atip etrafta biraz fotograf cekiyoruz. Buz gibi kahvelerimizi alip emin adimlarla binecegimiz bota    dogru ilerliyoruz.

Processed with VSCOcam with a6 preset   photo 1 (2) photo 2 (2)   Processed with VSCOcam with g3 preset

Silom’dan tekneye binmek icin iskeleye geldigimizde bizi hemen minik kucuk teknelere yonlendiriyorlar turist oldugunuz icin. Onlara binmek zorunda degilsiniz tabii ki. Isterseniz vapur tarzi olan daha buyukce olanlara da binebiliyorsunuz. Kucuk olanlarina kisi basi 100 Baht (7 TL) odedik. Buyuk olanlar ise 15 Baht (1 TL) idi. Bu arada para birimi Baht idi ve paran yoksa Bahtsizdin.

DCIM999GOPRO Processed with VSCOcam with g3 presetProcessed with VSCOcam with m3 preset

10 dakikalik kisa bir yolculuktan sonra Wat Pho‘ya en yakin durakta inip yine yurumeye basliyoruz. Yine sikayetciyiz! Cok sicak.

En sevdigim buddha tartismasiz Wat Pho idi. Yani Reclining Buddha. Yani adam rahat abi. Butun gun klimali ortama yatiyor, gozler kapandi kapanacak, ici gecti gececek. En cok sana kanim kaynadi Buddha The Yandankaykil. Yere tezgah acmis bir seyyar abimizden de minyaturunu alip odama koydum.

Daha tapinaga gelmeden yol ustunde yuzen evler vardi. Bunlara tam anlamiyla ev demek gercekten zordu. Nehrin uzerine yapilmis, 20m2’lik yerlerdi. Girdik sokaga, tek goz odalarda, penceresiz, koltuksuz, ardina kadar kapilari acik olan barakalardi bunlar. Cekik gozlu bebeler etrafta kostururuyor, etrafini saran butun olumsuzluklara ragmen inadina guluyorlardi ablari, abileri, anne ve babalari gibi. Evet, hayat bazende fazla gercekti. Bir tokat gibi carpiyordu yuzune. Nerden geldigini anlayamiyordun bile.

Dusen modumuzu bozan yine sicak olmustu. Daha 5 dakika bile gecmeden sicaktan sikayetci olmaya baslamistik bile. En sonunda kendimizi tapinagin icine atabilmistik.

Wat Pho Tayland’in en buyuk ve en eski tapinaklarindan biri ve ayni zamandan meshur Tayland masajinin dogdugu yer olarak geciyor. 1781 yilinda tamamlanan bu yapit 15 metre yuksekliginde ve 43 metre boyundaymis. Sagina soluna da 108 tane kase koymuslar, millet icine para atiyor. Neymis efenim, sans getirirmis, talihin acilirmis. Ben atmadim, Yas atti.

Etrafi biraz turlayip dua eden minik bebenin ve madem buda yatiyor bende uyurum diyen amcanin, baraja girmis futbolcu gibi poz veren budistin ve Wat Pho’nun rengarenk catisinin fotograflarini cektik.

           

Cubuksuz gopro olmaz olsun diyerek aldigim cubuk cokca ise yaradi. “Perdono bi fotografimizi ceker misiniz?” demeler artik tarih olmustu. Ahanda ornek!

Lakin “Bide beni tek cek!” bu tatilin en cok kullanilan cumlesiydi.

Terden uzerimize yapismis t-shirt artik agir geliyordu. Adim atmakta bile zorlanirken karsimiza Wat Pho’dan sertifikali oldugunu iddaa eden bir masaj salonu cikti. Hemen attik kendimizi iceriye. Ohh nasil serin. 1 saatlik ayak masaji yaptirdik Yasemin’le beraber.

  

Bir saatlik mukemmel bir masaj icin 250 baht ( 20 tl ) gibi bir ucret odedik. Verdigimiz 50 baht ( 4 tl ) bahsis masaj yapan teyzeleri mutlu etmeye yetmisti. Dinlenmis, kendimize gelmistik. Masaj sonrasi ikram edilen sulari icip tekrardan yola koyulduk.

Carsi pazar gezmeye baslamadan Emarald Buddha‘nin onunden gecmekle yetindik sadece. Bugun icin tek buda yeterdi, fazla zamanimiz yoktu.

  

Gunun geri kalan kismini carsi pazar gezip, etrafa bakinip bol bol fotograf cektik. Yorgunluk birasini icmek icin ise meshur Khao San Road’a gittik. Bangkok’a gelince mutlaka gorulmesi gereken bir cadde. Sirtcantali turistlerin bolca oldugu, her turlu bocegin sokaklarinda satildigi, elini sallasan bara, restoranta degen eglenceli, canli bir mekan. Birkac saat gecirmek icin ideal.

  

Aksam yemegini sokakta yiyelim dedik. Kaldigimiz hostelimizin sokagi sabah ne kadar sessiz sakin bir yerse, aksam tam tersi o kadar kalabalik ve gurultulu bir yerdi. Her yerde insanlar minik taburelere oturmus keyifli keyifli yemek yiyorlardi. Yemegin en keyifli kismi mango sticky rice idi. Tatli sevenler buraya gelince mutlaka denemeli! Bir porsiyon icin 60 baht (5 tl ) gibi bir ucret odedik.

 

Bangkok’ta evinde yemek yapan yoktu sanirim. Herkes disarlarda, bir kosebasinda ayakustu veya minik taburelerde oturarak atistiriyordu. O pis sokaklardaki kucuk tezgahlarinda emek harcayan guler yuzlu, tertemiz insanlara da selam olsun.

Guzel yemekleri de mideye indirip, iki adim otedeki hostelimizin yolunu tuttuk. Yorgunluktan hemen uyumusuz. Sabah erken kalkip Kambocya yollarina dusecektik.

1 Comment

Yorum bırakın