Japonya Sana Soylüyorum, Gelinim Sen Anla

Japonya, anlatilacak soylenecek cok sey var hakkinda. Bitki ortusu, yeralti kaynaklari, daglarinin denize paralel olup olmamasindan once ilk aklima gelenleri suraya bir yazayim; saygi, egitim, duzen, sabir.

Simdi bugun yeni bir ulke kursam, misal Mahmutland, yukarida yazdiklarimdan vatandasin geneline en az iki ozellik yukletsem. Iddaa ediyorum, ulkenin girisinde “bize de vatandaslik verin su cennet parcasindan” diye insanlar birbirlerini yer. Lakin Mahmutland’in sahibisi olarak, once etrafini yuksek duvarlarla cevirip, “no komsu” politikasi izlerim. Sonra sarayimin penceresinden siraya kaynak yapan, insanlara sesini yukselten, saygisizlik yapan, gulen yuz gorunce ebleh ebleh bakanlarin kimliklerini tespit eder, turist olarak bile almam mekanima.Ulke benim degil mi sonucta, istedigimi yaparim. Yahu zamaninda ulu bir zat boyle birsey demisti, neyse aklima gelmedi simdi ismi. Yani asarim da, keserim de.

Simdi diyeceksiniz ki boyle ulke mi yonetilir Mahmut Basgan? O zaman size orneklerle aciklayayim derim bende. Su ilk aklima gelen dort ozellikten bir tanesi bile olmadan, bildigin insanlarin, tam anlamiyla yasamayip ama yasamaya calistigi ulkeler, sehirler var. Ben buyukce bir sehirde dogdum. Kalabalikti, gun gectikce daha da kalabaliklasti. Cokca koprulu, bolca tepeli, bakmaya kiyamayacagin guzelliklerinin yavas yavas griye donusmesini, her ziyaret ettigimde daha net farkettigim bir sehir.

Sayginin sadece okulda ogretmen sinifa girince ayaga kalkmak oldugunu zanneden, egitimde buyuk sikintilar yasayan bir topluluk yetistiren ulkeler var. Rakibe gore sistem ayarlayan teknik direktorler gibi dahice buluslar bile yapabilirler, misal bugun 3-5-2, yarin 4-4-2, ertesi gun 4-4-4. Aslinda okullarda ”gunluk hayatimizda saygi” diye bir ders olmali. Cunku saygiyi gunluk hayatta kullaninca o sehir, ulke sinif atliyor. Daha kalite bir yasam alanin oluyor.

Buyuksehir bu zaten, duzensizlik icinde bir duzen. Alismisizda, oyle gidiyor iste. Hani annecigin odani topla der fakat sen daginikken aradigin her seyi bulursun ya. Birak daginik kalsin dersin. Isimize de gelmiyor zaten duzen, kural. Tokyo’da insanlar metrodan inip yuruyen merdivene binerken siraya giriyorlar. Merdivene binince de nerede duracagini biliyor mesela birey. Aman once ben bineyim diye cakallik pesinde kosan, ittiren, ayaginiza basip gecen sonra da yuzunuze bakan insanlar yok burada. Iste bunun egitimini okulda vermen lazim ki, yetisen kafalar bos yetismesin, en azindan metroya inerken binerken nerde nasil duracagini binsin.

Sabir mi? 404 error. The sabir cannot be found.

E ben buldum, Tokyo’da. Buyukce de bir sehir burasi. Hem sadece sabri degil, bu dort ozelligide buldum. Acayip super birsey neredeyse utopik. O buyuk, lanet, kaotik, cok buyuk sehirlerimizde gayet yasanilasi, gulen insan sayisinin fazla oldugu, birbirlerinin yasam alanlarina saygi duyan insanlarin cokca bulundugu genisce bir alana ceviriyor. Anliyacaginiz sistem mis gibi isliyor, cicek!

IMG_4258

O zaman markete gittiginizde mutlu kasiyer gormek sizi sasirtmiyor, kisa mesafeye taksiyle gidince suratini asip icinden saydiracagina, saygiyla isini yapiyor. Aslinda isinden once kendine saygi duyuyor taksici. Neci olursa olsun, isini en iyi sekilde yapiyor kendilerine saygisi olan insanlar. Sonra metroya girerken guvenlik gorevlilerinin hosgeldiniz demesi de cok normal oluyor tabii ki.

Bu arastirmayi, gozlemi her ne dersek artik, gerceklestirirken yillarimi verdim, saclarimi agarttim demek isterdim ama bunlar her iki sehre ucaktan inip adiminizi atmanizla havaalanindan itibaren baslayip gozlemleyebileceginiz farkliliklar. Ornekteki Tokyo ve cok koprulu, bol tepeli, gri sehrin en kalabalik yerlerine gidip, yollarinda yuruyup, insanlarinin yuzlerine bakip, toplu tasima araclarini kullandiginizda her sey cok acik ve net belli olacaktir.

Insanlarin inanc gibi, zayif noktalarindan yararlanip, kandirarak, goz boyayarak olusturduklari bu kalitesiz ortamda yasamani isteyenler olabilir. Bu yoneticiler, su guzel ortamlari bozulmasin diye senin canina kastetmek dahil her turlu cilginligi bile yapabilirler.

Saygisizligin, adam kayirmanin, egitimsizligin, cahilligin normal oldugu, duzen kelimesini sadece dikey cicek ekmek zanneden ”bagzi” ciceksever belediyeleri cok seven ve trafik isiklarinda beklerken yesil yanmadan kornaya basacak kadar sabirsizlanan lakin kendisine bu hayati ve yasam standatlarini uygun goren, her turlu hileyle, hurdayla, trafoyla isini bilerekten bir sekilde onlari yoneten, yonetici gecinen dolandiricilara sabir gosteren ve hatta evlerindeki aptal kutularinda ne gosteriliyorsa sorgulamadan bunlara inanan ve bundan en ufak bir huzursuzluk duymadan yasayan istikrar asigi insanlar da vardir belki bir yerlerde.

istikrar, guzel kelime. peki ya istikbal?

1 Comment

  1. Hislerime tercüman olmuşsun. Japonya’yı görmedim ama Avrupa’da da böyle değil mi? Gidip görünce içim eriyor benim ülkem niye böyle değil diye. En basiti her sabah birbirine günaydın dahi demeden ve iş yeri asansöründe dahi trik yapmayı akıllılık sanan 5000 okumuş!, kültürlü! somurtkan insanları görünce daha çok anlıyorum ülkenin vehametini aslında. Yazık bize😢

Yorum bırakın